Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgar gibi süzülüyorum
Kekik kokulu koyaklardan aşarak
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
Bir çeşme başı arıyorum
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
Mis gibi nane kokuları arasında
Ruhumu dinlemek istiyorum
Zikre dalmış her şey
Güne gülümserken papatyalar
Dualar gibi yükselir ümitlerim
Güneşle kol kola kırlarda koşarak
Siz peygamber çiçekleri toplarken
Ben çeşme başında uzanmak istiyorum
Huzur dolu içimde
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşimi kapatmayın
Beton çok soğuk, üşüyorum..Muhsin Yazıcıoğlu
26 Mart 2009 Perşembe
24 Mart 2009 Salı
Gelecek
17 Mart 2009 Salı
Yeter! Bıktım!
16 Mart 2009 Pazartesi
Kaçabilirsin... Asla saklanamazsın.
Korkulara saklanmadan yaşamayı öğrenemeyeceğiz hiçbir zaman. Endişeli ve yahut mütecessis sorularla grekoromen stili güreş tutmasak hayat daha yaşanabilir olacak belki de. Bireyliğinin peşinde koşar adım sürünen insanlık, her atmosferden ağır bir nem kapma potansiyeline sahip ve hasta oluyor sonra. Ben de hastayım ama benimki sadece burnunu çekmekle alakalı bir konu ve bu benim için hastalık sayılmaz aslında.
Pardon çok dağıttım galiba, üç noktalardan bahsediyorduk değil mi? Karanlık sokakların görünmeyen çıkışlarıdır üç noktalar. Yürür durursun üç noktaların üstünde ve işin aslı şudur ki; Ne kadar hızlı koşarsan koş, bir üç noktanın içindeysen kesinlikle yakalanırsın.
11 Mart 2009 Çarşamba
Anka duası...
Seni seviyorum.
09 Mart 2009 Pazartesi
Last Object... Last Target...
05 Mart 2009 Perşembe
Bırakma...
Dilimde bir kelime; kadınım,
Hiç korkmadığım sonum,
Başımı küllerden kaldırıp hayata başlayışım,
Hep kazandığım en büyük savaşım,
Mutluluğa eş, gözlerimde bir damla yaşım…
Anlatılamaz hiçbir zaman aşk, aşk anlatılamamakla ünlüdür zira. Belki bu yüzden yalnızca seçilmiş insanların ellerinde, solmadan, kurumadan, yakuttan yapılmış bir papatya gibi saklanır. Korkuların bittiği yerde sen tutuyorsun ellerimden çıkarıyorsun karanlıktan naif bedenimi kırılmaktan birkaç saniye önce. Yaşıyorum bir meleğin kollarında ve dudaklarım değiyor ılık nefesine. İnerken sahneye, sırların narin perdesi; uyanıyorum güneşe dimdik bakıyorum artık. Ben artık güneşe bakabiliyorum ve gözlerim kamaşmıyor. Kamaştıramıyor gözlerimi güneş zira şemsin mütehakkim ışığını ateşböceği nârı mertebesinde bırakacak bir çift göz kaç zamandır nazar eyliyor bana. Öyle müptela olmuşum o nazarlara, olmayınca kendimi gayya kuyularına tıkılmış, üstümde zebaniler tepiniyor zannediyorum. Güçlüyüm artık bu yüzden, benim kocaman bir ışığım var aydınlatıyor önümü. Yürüyorum sıkıca tutunarak ellerine, sonsuzluğa eş kaynayan ruhumun istediği her bir köşe bucağa ve kapanırken yaralarım kendi kendine,
Tut ellerimden ve bak yüzüme, seni ne kadar çok sevdiğimi biliyorum. Tanrı ne biliyor bilmiyorum ama, seni ne kadar çok sevdiğimi o da biliyor. Bir de sen…
14 Şubat 2009 Cumartesi
02 Ocak 2009 Cuma
Düşerken kasavet.
Aç kalbini sonsuza
Bitmeyecek esaret.
Tarihe bir iz bırak
Gir içime ve kanat
Kalbimi...
Büyürken...
Bütün kesafetiyle
Letafet!
Seviyorum seni bebek :)
30 Kasım 2008 Pazar
Lethe.
Lethe'den kana kana içerken
Ne yaşadım ben?
Bak unuttum.
Cansın be Lethe.
Cehennemden gelensin derler bir de
Yalan, dolan.
Sen de dolan Lethe
Sokakların şiiri gibi damarlarımda
Gülümse hadi be.
Yakışıyor sana zira.
Mor pelerinimi as tavana
Gözlerini dik gözlerime.
Esire iyi muamele et olur mu?
22 Ağustos 2008 Cuma
Beni kıskandı ben senden.
Füsyon yaşarsak belki patlarız aga
Şö'le çıkar sosyalleşir kan görürüz
Gövdeyi götürürüz.
Manhattan sokaklarına doğru yürürüz
İstanbul to manhattan
Nasıl olacak bu işler?
Fazla mı hayalci salak keşişler
İçip içip sızınca
Kediler üstümüze pisler
Pascal'ı da kovdular evden zaten,
Hayvanseverler derneği kurduk biz insanlar
İnsanzikenler derneğine müttefik
Sokaklarda sürünen fakirlerin bir akşam yemeğine
Pascal'ın brunchına harcadığım parayı harcamadıktan sonra
İnsanlığıma sıçayım ben.
Kesafetiyle sardı mı bizi gelecek endişesi?
Şimdi sıkıştık işte moruk.
Dünya ki biz sevdiklerimizle beraber düzülelim diye var.
Boşverdin mankenleri diyorum sana.
Hepsinden güzel Hande var tamam aga.
Haklısın.
Bırak bu aynaya konuşmaları.
Hadi git buradan artık sevmiyorsun beni zaten
Handen var senin tabi.
Eskisi kadar ilgilenmiyorsun benimle.
-Siktir aksim. Mutluyum ben böyle.
11 Haziran 2008 Çarşamba
Bir pesimistin gözyaşları
Niye? anlatayım efenim; Bu asiyim çok bi'özgürüm tavırlarına bakmayınız. Anne babalarının korkusundan iki zevklerini gerçek yapmaktan bile acizler aslında. Halbuse benim şikayet ettiğim nokta bu değil. Hah ne diyordum? Evet umrumda değil kırıtmaları. Bakmıyorum bile zaten artık. Benim sorunum bunların bir de kelimelerle sevişmeye çalışması. Ellerinde hiç güzel durmayan kalemlerle birşeyler anlatmaya çalışıyorlar. Noktalama işaretleri, imla, anlam bütünlüğü, ıdı, vıdı... Bunlar hiç umurlarında değil. Hepsinin üstüne bunlarla alakalı eleştirilere karşı özgürlükten dem vurmaları yok mu? Var.
Dem vururlar özgürlükten işte, kendilerini bir boktan belleyerek. İmlalar, anlamlar beni sınırlayamaz, heheyt savulun bre hangi kural bana zincir vuracakmış şaşarım nidalarıyle. Bir gün öğreteceğim belki, asi olmak saçmalamakta sınırsız olmak değil hayata karşı direnmektir diyeceğim. Dert diye vızıldadıklarınız aslında pek çokları için nimet diyeceğim. Şükredin ulan diyeceğim. Hayır üstad... Demeyeceğim. Ne halleri varsa görsünler.
Ağlıyorlar karşımda bir de, gözyaşlarıyla dolu kelimeler kusuyorlar ortalığa. Çok çaresiz görünmeyi seviyorlar. Rocker yahut rapper oluyorlar çoğunlukla. Birbirleriyle muntazaman kavgalılar, atışıyor, birbirlerini ezmeye çalışıyorlar. Oysa hepsi aynı bokun laciverdiler. Umursamıyorum bu pesimistlerin gözyaşlarını açık konuşmak gerekirse. Zira yalan... Çok yalanlar. İnsan içi titreyerek, dudakları tir tir ağlayabilir mi? Bunun tadına varabilir mi? Evet. Fakat ben bu müsveddeleri insandan sayıyor muyum? Saymalı mıyım? Hayır. Önemsemiyorum bir pesimistin gözyaşlarını...
(Bu yazının Sagopa Kajmer'in ilgili şarkısıyla hiçbir alakası yoktur. Zaten hiç dinlemedim o şarkısını yalnızca albümün adını biliyorum. Hem bilmediği konularda yorum yapmayan bir insan olduğum için, hem de müziği tarzım olmasa da çok yetenekli bir müzik insanı olduğunu düşündüğüm için kalkıp eleştirmem. Sagopa hayranları sonra gelip edepsizlik yapmasın. Feci küfrederim.)